Antioksidanlar Kanseri Önler mi Yoksa Hızlandırır mı?

IMG_0220Ünlü bir diyetisyen Instagram hesabından şu bilgileri paylaşıyor:

“ Yaban mersininin içinde bulunan güçlü antioksidan sizin sağlığınızı korumaya kanserle savaşarak başlar. Antioksidanlar vücuttaki serbest radikallerin hücrelere zarar vermeden atılmasını sağlar.”

Facebook’ta gezinirken The Washington Post’un bir makalesi ile karşılaşıyorum. Makalenin başlığı şöyle diyor:

“Antioksidanlar ile ilgili son araştırma korkutucu. Bilimadamları antioksidanların kanser hücrelerinin daha hızlı yayılmasına neden olabileceğini düşünüyor” (1).

Bu işin içinden nasıl çıkılacak?

Merak ettim ve araştırdım. İşe en temel sorudan başladım.

Serbest radikal nedir?

Vücudumuzdaki atomların bir çekirdeği ve bu çekirdeğin etrafında dönen elektronları vardır. Serbest radikaller, başkalarının elektronlarına “göz koyan” atom ya da moleküllerdir.

Lise yıllarında, „bunlar benim ne işime yarayacak“ diye söylene söylene okuduğumuz kimya dersleri geldi aklıma birden…

Serbest radikaller, yanıbaşlarındaki moleküllerin elektronunu “çalıverir” ve bu şekilde bu moleküllerde yapı ve işlev bozukluğuna neden olurlar. Nasıl ki demir elektronlarını kaybedince paslanır, benzer bir mantıkla serbest radikaller de vücudumuzun bir anlamda “paslanmasına” neden olurlar. Serbest radikallerin yol açtığı hasarlar, DNA’daki genetik talimatların değişmesine ya da insan hücresinin bütünlüğünü koruyan hücre zarının bozulmasına neden olabilir. Serbest radikallerin; kalp hastalığı, kanser, Alzheimer gibi hastalıklarla yakından bağlantılı olduğu düşünülüyor.

Bazen bu serbest radikaller istenmeyen bakterilerin ve virüslerin elektronlarını “çalıverir” ve onları etkisiz duruma getirirler. İyi de ederler.. Mesela bağışıklık sisteminin baş oyuncularından akyuvarlar, istenmeyen maddeleri etkisiz hale getirmek için serbest radikaller üretirlermiş. Demek ki her serbest radikal kötü değil..

Acaba serbest radikaller kanserli hücreleri de yavaşlatıyor olabilirler mi? Bu soruya daha sonra tekrar döneceğiz.

İnsan vücudunu en çok etkileyen radikaller, oksijen atomu içeren serbest radikallermiş. Bize hayat veren oksijen atomu, ironik bir şekilde, başkalarının elektronlarını “çalmaya” ve vücudumuzdaki “kurulu düzeni” bozmaya çok müsaitmiş…

Peki biz bu kadar oksijen tüketirken nasıl olur da bu düzen bozulmaz?

Oksijensiz yapamayacağını ve bu yüzden serbest radikallerden kaçışı olmadığını bilen vücut antioksidanları kullanarak serbest radikalleri kontrol altında tutmaya çalışır.

Antioksidan nedir?

Antioksidanlar; serbest radikallerin parçalanıp, elektron arayışında olmayan, “kendi kendine mutlu” başka moleküllere dönüşmesine aracılık ederler. Ya da serbest radikallerle bizzat kimyasal etkileşime girip kendilerinden elektron vererek serbest radikallerin yıkıcı etkisine “dur” derler.

İnsan vücudunda antioksidan görevini üstlenen çeşitli moleküller vardır. Besin yolu ile edindiğimiz ve vücudumuzda antioksidan görevi üstlenen maddelerin başında, C ve E vitaminleri ile vücudumuz tarafından A vitamini yapımında da kullanılan beta karoten ve manganez, selenyum gibi mineraller gelir.

Sebze, meyve ve tam tahıllı besinlerin içinde mineraller ve lifler ile paketlenmiş olarak yer alan antioksidanların, kalp hastalıkları ve kansere karşı önceyici etkisinin olduğu düşünülüyor (2).

Fakat konunun sırları henüz tam olarak çözülememiş bazı “karanlık” tarafları var.

Harvard School of Public Health’in bir makalesine göre, besinlerin içinde paketlenmiş olarak değil de tek başına besin takviyesi olarak alınan yüksek miktarda antioksidanın kalp hastalığı ya da kansere karşı önleyici etkisini ortaya koyan güçlü bulgulara yapılan araştırmalarda pek rastlanmamış (2).

Yine aynı makaleye göre, bazı araştırma sonuçları, besin takviyesi olarak alınan antioksidanlar ile artan kanser vakaları arasında (evet, azalan değil) bir bağlantı olabileceğine işaret ediyor.

Scientific American dergisinde yayımlanan başka bir makaleye göre; antioksidanlar, tıpkı sağlıklı hücreleri korudukları gibi, kanserli hücreleri de serbest radikallerin yıkıcı etkine karşı koruyor olabilirler. Mesela malin melanoma ya da akciğer kanseri vakalarında. Makalede bu hipotezi destekleyen araştırmaların sayısının her geçen gün arttığı örneklerle açıklanırken, kesin bir yargıya varmak için henüz erken olduğu ve daha fazla araştırma yapılması gerektiği de ayrıca vurgulanıyor (3). Ne kadar antioksidan tüketiminin hangi koşullarda kanseri tetiklediği gibi soruların yanıtları henüz belli değil…

Demek ki herşey siyah ve beyaz kadar açık değil…

Spor yapanlar için ayrıca bir iki not:

Spor metabolizmayı hızlandırdığı için serbest radikallerin yıkıcı etkisi spor yapanlarda artabilir. Fakat yapılan araştırmalarda sporun aynı zamanda vücudun antioksidan sistemini de güçlendirdiği gözlemlenmiş. Anlaşılan o ki vücut kendi kendine değişen koşullara uyum sağlayabiliyor. Fakat bunun da ön koşulu uzun aralıklar vermeden düzenli spor yapmak ve mineral ve vitaminler açısıdan zengin besinleri tercih ederek sağlıklı beslenmek (4).

Antioksidan takviyelerinin spor performansını arttırdığını destekleyen bulgular da ikna edici düzeyde değil (4).

Peki nasıl besleneceğiz?

Bu sorunun yanıtı; bireyin sağlık durumu, ne tip hastalık riskleri taşıdığı ya da bireyin söz konusu riskleri nasıl algıladığına göre kişiden kişiye farklılık gösterecektir. Bilim de bu konuda kesin doğru ve kesin yanlışlardan, en azından şimdilik, bahsedemiyor.

Ben vitamin ve mineraller açısından zengin sebze, meyve ve tam tahıllı besinler tüketmeye gayret gösteriyor ve tek başına antioksidan takviyesini, en azından şimdilik, tercih etmiyorum.

 

Kaynaklar:

1. Ariana Eunjung Cha, “The latest study about antioxidants is terrifying. Scientists think they may boost cancer cells to spread faster.”, The Washington Post
 (7 Aralık 2015 tarihinde erişildi)

2. „Antioxidants: Beyond the Hype„, Harvard School of Public Health
 (7 Aralık 2015 tarihinde erişildi)

3. Melinda Wenner Moyer, “Antioxidants May Make Cancer Worse”, Scientific American
 (7 Aralık 2015 tarihinde erişildi)

4. The American Dietetic Association (ADA), Dietitians of Canada (DC), and American College of Sports Medicine (ACSM), “Nutrition and Athletic Performance”, Medicine & Science in Sports & Exercise: March 2009 – Volume 41 – Issue 3 – pp 709-731.

5. R. Bowen, „Free Radicals and Reactive Oxygen„, Colorado State University (7 Aralık 2015 tarihinde erişildi)