Spor Günlüğüm (6) – İlk Triatlon Kampım

IMG_0542Geçtiğimiz hafta sonu, hayatımın ilk triatlon kampına katıldım. Yüzme, bisiklet ve koşu kampı. Koşuda sorun yok; zaten uzun zamandır koşuyorum. Yüzme için ders alıyorum; az buçuk o da fena gitmiyor. Ama bisiklet bir muamma. Spora başlamak zor geliyor, gözünüzde büyüyor, nerden ve nasıl başlayacağınızı bilemiyorsanız, bir de benim bisikletle olan maceramı okuyun.

Ayakkabını pedala kitleyeceksin dediler. Nasıl yani dedim. Ayakkabının altında ve pedalın üstünde birer kilit varmış meğersem. Ayağın pedala kilitli sürüyorsun bisikleti. Bisikletten inerken de ilk önce kilidi açman ve ayağını boşa çıkarman lazım. Yoksa bisikletle birlikte yere devriliverirsin…

Hmmm….. En son bisikletimi dedem almıştı bana. Pinokyo… Herhalde bisiklete en son bineli 30 yıl olmuştur.

Bir deneyeyim dedim. Seleye oturdum. O da ne! Ancak ayak parmaklarımın ucuyla yere değebiliyorum. Balerin gibi. Biraz seleyi alçaltsak dedim. Yok, dediler…Daha alçaltırsak bu sefer pedal çevirirken dizlerini çok kırmak zorunda kalırsın. Bu da dizlerde ağrıya neden olur.

Sele desen o da sert… Neredeyse bebek bezi kalınlığında pedi olan özel bisikletçi şortu da pek fayda etmeyecek gibi…

Halime acıdılar. Kurul kararı ile ilk denemeyi normal spor ayakkabıyla yapmama karar verildi. İlk önce bisikletin üzerinde durabiliyor musun onu bir görelim.

Binmeye çalıştığım bisiklet “şehir bisikleti”. Yani lastikler incecik. Çocukluk yıllarına dön dedim kendi kendime. Ne yapalım düşersen düşeceksin… Gerçekten de bisiklete binmek unutulmuyormuş. Sağ salim ilk turumu attım. İçimi bir gurur dalgası kapladı.

Sıra geldi kilitli ayakkabılarla denemeye. Deniyorum, deniyorum ama ayakkabının altındaki kilit bir türlü pedalın üzerindeki kilide geçmiyor. Bak tam şuraya koy, öne doğru ittir, ayakkabının burnu biraz aşağıya baksın… Zeka testi gibi. Etrafımda beni seyreden en az 4 çift göz. Ter bastı. Rezil olacağım.

Sen istersen şimdilik normal spor ayakkabı ile dene bu işi… Hayatta olmaz! Ya kilitli ayakkabı ile olacak ya da binmeyeceğim bu bisiklete.

Balerin gibi durmaktan bacağıma kramp girmek üzere…

Koşu ve şimdi de bisiklet öğretmenim olan Server, problemi kılıcını indirerek çözdü. Uğraşma kilidi takmakla. Başla pedal çevirmeye. Yolda giderken kilitler yerine oturur. Mantıklı…ama ben o kadar becerikli miyim?

Başladım pedalları çevirmeye. Bir yandan pedal çeviriyor, bir yandan park halindeki arabalara çarpmamaya çalışıyor, bir yandan da kapının karanlıkta göremediğin anahtar deliğini ararmışçasına ayağımın altındaki kilidi pedalın kilidine kendimin de hiç aşina olmadığı bir takım hareketlerle geçirmeye çalışıyorum. O da ne! Şrak diye bir ses geldi, sonra ikinci bir şrak sesi daha! Ayaklar kitlendi. Artık bisikletim ve ben bir bütünüz!

İlk turumu başarı ile tamamlamak üzereyim! Durmaya karar verdim. Frenleri hafif hafif sıkıyorum. Ayaklar, ayaklaaar! İki hafif trak sesiyle ayaklarımı son anda pedallardan kurtarıyorum ve aynı anda bisiklet de duruyor.

Sonrasında kendimi arabaların vızır vızır geçtiği anayolda buldum. Tam 20km gittim ilk gün! Yolda tek el sürme antrenmanı bile yaptım! İkinci gün 40km, üçüncü gün yokuşlu bir 50km!

Arkadaşlar olmasa bu işlere bence zor başlanır. Kaskımdan bisikletime kadar herşey emanetti. Her şeyden önemlisi herkes el birliği ile bana yardım etti. Hocam Server çok yorulduğumu fark edip beni sırtımdan itmek de dahil hiç bir yardımı benden esirgemedi…

Spora mümkünse arkadaşlarla başlayın. Paylaşmak isteyen, beraber olmaktan keyif alan, öğretmek ve öğrenmek isteyen arkadaşlarla. Yardım isteyin. Bir gün sizin de birilerine yardım edeceğiniz vakit gelecek. Yılmayın, cesur olun, sabredin, dinleyin, öğrenmeye çalışın… Ve bence mükemmel olmaya çalışmayın. Yapabildiğiniz kadar yapın; her şeyin dört dörtlük olmasına gerek yok. Önemli olan sağlıklı hissetmek, ileriye doğru bir adım attığınızı görebilmek ve andan keyif almak.

Bunları öğrendim ben bu kampta…

Hepinize sağlıklı ve bol sporlu günler dilerim!